Biyolojik Mücadele Nedir?

Kimyasal pestisitlerin aksine biyolojik mücadele yöntemleri, çevrede kalıntı bırakmazlar, yeraltı sularına sızmaz ve dirençli böcek türleri oluşturmaz.

Kimyasal pestisitlerin aksine biyolojik mücadele yöntemleri, çevrede kalıntı bırakmazlar, yeraltı sularına sızmaz ve dirençli böcek türleri oluşturmaz.

“Biyolojik kontrol yada biyolojik mücadele” terimi çeşitli biyologlar tarafından farklı şekilde tanımlanmıştır.

Bilinen en eksi tanımda, biyolojik mücadele; “başka bir organizmayı kontrol etmek için avcı böceklerin (predatör) ve parazitoitlerin kullanımı” olarak bahsedilmiştir.

Modern biyolojik mücadelenin babası olarak bilinen, Profesör Harry Scott Smith ise, biyolojik mücadeleyi, “böcek zararlılarını kontrol etmek için doğal düşmanların (tanıtılan veya başka şekilde manipüle edilmiş olsun) kullanımı” olarak tanımladı.

Dr. Paul DeBach, Profesör Smith’in tanımını biraz daha geliştirerek, biyolojik mücadeleyi “başka bir organizmanın popülasyon yoğunluğunu, parazit, yırtıcı veya patojenlerle daha düşük bir ortalamada tutma eylemi” belirtmiştir. DeBach biyolojik kontrolü, doğal kontrolden ayırarak “bir organizamanın popülasyon yoğunluğunu, abiyotik ve/veya biyotik çevresel faktörlerin etkisiyle tanımlanabilir alt ve üst sınırlar içinde sürdürülmesi” olarak tanımlamıştır.

Dr. Robert van den Bosch, biyolojik kontrolü,“insanlar tarafından, zararlıların kontrolünün, doğal düşmanlar ile manipüle edilmesi” olarak tanımlamış ve doğal kontrolü ise “insan müdahalesi olmadan gerçekleşen kontrol" olarak adlandırdı.

Bu tanımlar ışığında biyolojik kontrolü "bir organizma popülasyonunun, başka bir organizmanın popülasyonunu azaltmak için kullanılması” olarak basitçe tanımlayabiliriz.

Böcekler, akarlar, örümcekler, salyangozlar, yabani otlar, ağaçlar, mantarlar, algler olmak üzere çok sayıda organizma türünü düzenlemek için biyolojik mücadele kullanılabilir.

Biyolojik mücadele;

  • Klasik biyolojik mücadele
  • Doğal düşmanların korunması
  • Doğal düşmanların çoğaltılması olarak 3 başlık altında incelenebilir.        

Klasik Biyolojik Mücadele

Ülkeye farklı bir ülkeden farklı veya yeni bir zararlının girmesi ve zararlının girdiği ülkede doğal bir düşmanı yoksa, zararlı bir süre sonra yüksek popülasyona ulaşarak ürünlere ekonomik zarar verir. Böyle bir durumda bu zararlı ile baş etmek için, zararlının geldiği ülkeden doğal düşmanlar ithal edilerek zararlının bulunduğu bölgeye yerleştirilir. Bilinen en eski biyolojik yöntem olduğu için buna klasik biyolojik mücadele denir.

Biyolojik mücadele
Biyolojik mücadele

Doğal Düşmanların Korunması

Belirli bir bölgede yerleşik olan doğal düşman popülasyonları korumak ve sürdürülebilirliğinin devamı için alınan önlemlerdir. Örneğin doğal düşmanların korunması için o bölgede pestisit kullanımının yapılmaması yada azaltılması.

Doğada var olan doğal düşmanlar, tarımsal ekosistemdeki zararlıların %95 ini baskı altında tutabilmektedir. Bu sebeple doğal düşmanların etkinliğini arttırmak amacıyla korunmalarına ihtiyaç vardır.

Pestisit uygulaması
Pestisit uygulaması

Doğal Düşmanların Çoğaltılması

Doğal düşmanların popülasyonlarını veya yararlı etkilerini arttırmak için alınan önlemlerdir.

Doğal düşmanlar, bulundukları bölgede çoğalıp bir sonraki yıla geçemiyorsa yada, bulundukları bölgedeki var olan zararlıyı kontrol altında tutabilecek popülasyonda değilse, kitle halinde üretilen doğal düşmanlar zararlıların bulunduğu bu alana salınmasıyla yapılan mücadeleye doğal düşmanları çoğaltılması denilir.

Bu yöntemde en çok entomopatojenler (böcek üzerinde hastalık yapanlar) kullanılır. Günümüz dünyasında birçok entomopatojen, zararlı türlere karşı ticari olarak üretilip kullanılmaktadır.

Önerilen Ürünler

Önerilen Ürünler

Ürünlere Göz At

No items found.

Biyolojik Mücadele Nerelerde Kullanılır?

Çok geniş bir kavram olan biyolojik mücadele,bir çok yerde zararlı kontrolünde kullanılabilir.

Tarlada

Bitki zararlıları, mantarlar, bakteriler veya araknidler gibi doğal düşmanlarla sınırlandırılabilir. Biyolojik mücadele ayrıca, böcekler ve mantar hastalıklarıyla ve nematodlardan kaynaklanan hasarlarla mücadele etmek için kullanılabilir. Tahıl tohumları, yağlı tohumlar, patates, mısır, yer fıstığı ve pamuk gibi birçok farklı ürünün yetiştirilmesinde kullanılabilecek çeşitli organizmalar ve ürünler vardır.

Tarla gibi geniş alanları kapsayan açık yetiştirme alanlarında, çoğaltmalı biyolojik kontrolün kullanılması daha zordur. Bunun yerine, biyolojik koruma kontrolü uygulayabilir ve çevrede doğal olarak oluşan zararlılara karşı doğal düşmanları destekleyebiliriz.

Domates tarlası
Domates tarlası

Serada

Biyolojik kontrol seralarda iyi çalışır. Bir zararlı ortaya çıktığında yararlı organizmaları hızlı bir şekilde uygulamak önemlidir. Böylelikle faydalı organizmanın zararlıyı kontrol etmesi daha kolay olur. Günümüzde seralarda örümcek akarları, yaprak bitleri, thrips, sinek gibi bir çok zararlı için biyolojik yöntemler kullanılmaktadır.

Seralarda doğal düşmanlar için iyi koşullar yaratabilirsiniz ve erken kurulursa biyolojik kontrol genellikle etkili bir önlemdir.

Serada biyolojik mücadele
Serada biyolojik mücadele

Biyolojik Mücadelede Kullanılan Etmenler

Doğada doğal olarak bulunan böcekler, akarlar, bakteriler, funguslar, virüsler, nematodlar, balıklar, kuşlar, memeliler, salyangozlar ve sümüklü böcekler, protozoalar vb. canlı gruplarının hemen her birinde doğal düşman niteliğinde türler bulunmakta olup, bunlar parazitoitler, predatörler, entomopatojenler ve antogonistler adı altında gruplandırılırlar.

Parazitoitler

Parazitoit terimi entomoloji ile ilgili birçok literatürde ve özellikle de daha eski literatürde “parazit” anlamında kullanılmaktaydı. Ancak, parazitoitler konukçuları üzerinde beslenerek konukçusunu öldürürler, parazitler ise yine konukçuları ile beslenirler fakat konukçusunu öldürmezler. Parazitoitlerin ergin öncesi dönemleri sadece bir adet konukçu ile beslenirler, beslendiği konukçudan ayrılmazlar ve o konukçuyu aynı zamanda yaşama yeri olarak kullanırlar. Erginleri ise hareketlidirler ve yaşamlarını sürdürmek için genellikle ballı madde, nektar ve polene gereksinimleri vardır. Ancak bazı türlerin erginleri konukçuları ile de beslenmekte ve bu yolla da konukçusu üzerinde etkili olmaktadır. Parazitoitler genellikle konukçularından daha ufaktır ve konukçularının belirli bir dönemini parazitlerler. Böylece yumurta, larva, pupa parazitoitleri diye gruplandırılırlar. Bazı durumlarda ise parazitoit yumurtalarını konukçusunun herhangi bir dönemine koyar ve ergin olarak bir sonraki döneminden dışarı çıkar. Örneğin yumurta, konukçusunun larva dönemine bırakıldığında, parazitoit erginleri konukçunun pupa döneminde ortaya çıkar. Bu gibi parazitoitlere larva-pupa parazitoitleri adı verilir. Parazitoit olmayan bir konukçuya saldıran parazitoite genellikle primer parazitoit, diğer parazitoitlere saldıranlara ise hyperparazitoit denilmektedir. Hyperparazitoitlerin ortamda bulunması genellikle biyolojik mücadele açısından istenmeyen bir durumdur. Parazitoitler genellikle sadece bir konukçu türe veya akraba birkaç türe saldırırlar. Bu durum parazitoitlerin biyolojik mücadelede kullanılabilecek en uygun etmen olmasını sağlamıştır. Gerek üretiminin predatörlere göre kolay olması gerekse de konukçu spektrumunun dar olması nedeniyle klasik biyolojik mücadele ve çoğaltılarak salım yapılan biyolojik mücadele programlarında en çok kullanılan bir etmen grubunu oluştururlar. Doğal ve agro ekosistemlerde sayılamayacak kadar çok türü bulunan parazitoitlerin yaklaşık %78’i sadece Hymenoptera ve bir bölümü de Diptera takımında bulunurken, predatörlerin ise böceklerin hemen hemen tüm takımlarında az veya çok oranda bulunduğu bildirilmektedir.

Predatörler

Birçok böcek takımında bulunan predatörler genellikle polyfagdırlar. Belirli bir ava özelleşmiş olanları çok azdır. Bunların hem ergin öncesi, hem de ergin dönemleri genellikle avcıdır. Çok yaygın olmamakla birlikte bazı predatörlerin erginleri avları ile değil, ballı madde, nektar, polen, su vb. maddelerle beslenirler. Ergin predatörler yumurtalarını avlarının bulunduğu yerlere bırakırlar, yumurtadan çıkan larvalar avlarını aramaya başlarlar ve bulduklarını ya çiğneyerek ya da sokup-emerek oburca tüketirler. Bunlar genellikle kendinden daha ufak ve zayıf avlara saldırırlar. Ancak, bazı predatör türleri kendinden daha iri bireylere saldırdığında onu ilk önce bir zehirle hareketsiz hale getirir ve ondan sonra yemeye başlar. Bazı gelin böceği erginlerinin 1-2 aylık ömürlerinde günde 100 kadar yaprak biti tükettiği bilinmektedir. Polyfag olmaları nedeniyle predatörler, özellikle koruma ve destekleme şeklindeki biyolojik mücadele programlarında kullanılabilecek en önemli doğal düşman etmenlerinden bir grubu oluştururlar. Ancak, gerek kitle üretimlerinin pahalı ve zor olması ve gerekse yapay besi ortamlarında üretilenlerin doğadaki etkinliklerinin belirlenmesinde önemli zorlukların yaşanması, predatörlerin çoğaltılarak biyolojik mücadele programlarında kullanılmasını sınırlamaktadır. Bunun yanında bazı türlerde kannibalizmin görülmesi, bazı türlerin ise zararlı olmayan diğer canlılarla beslenmesi, predatörlerin diğer olumsuz yönlerini oluşturur.

Entomopatojenler

Böceklere karşı biyolojik mücadelede kullanılan entomopatojenler, bakteriler, funguslar, virüsler, protozoalar ve nematodları kapsamaktadır. Bir takım literatürde protozoalar ve nematodlar kendi adları ile ayrı gruplar halinde incelenirler. Ancak bunlardan çok azı zararlı mücadelesinde kullanılmaktadır. Doğada doğal olarak bulunan entomopatojenler böceklere saldırırlar, hastalandırırlar ve bazende öldürürler. Birçok entomopatojenin kitle üretimi yapılarak “biyolojik insektisid” olarak piyasaya sürülmüştür. Bunların en başında gelenlerden biri de Bacillusthuringiensis olup, birçok böcek türüne karşı başarı ile kullanılmaktadır. Entomopatojenler genellikle standart ilaçlama aletleri veya sulama suyuna karıştırılarak uygulanmaktadır. Ticari olarak üretilen bu entomopatojenler genellikle türe spesifik olduğu için biyolojik mücadelede emniyetle kullanılabilecek etmenlerdir. Ne yazık ki bu preperatlar dünya ilaç piyasasının ancak %2-5’ini oluşturmaktadırlar. Bu konudaki çalışmalar hızla sürdürülmekte olup, birçok entomopatojen türün biyolojik mücadelede ümit var sonuçlar verdiği ortaya çıkarılmıştır. Diğer taraftan doğada doğal olarak bulunan entomopatojenler için uygun mikrohabitatlar oluşturarak onların etkinliğinin artırılmasına çalışılmalıdır.

Biyolojik mücadele
Biyolojik mücadele
Bu içerik ücretsiz!
Okumaya devam etmek ve hortiturkey üyesi olmak için ücretsiz kayıt ol. Binlerce çiftçi ve tarım sektörünün paydaşı hortiturkey’e üye olarak olarak tüm içeriklere ücretsiz ve sınırsız erişiyor. Sen de hemen kayıt ol.
Instagramda aramıza katıl!

Gün aşırı paylaştığımız içeriklerimizle Instagram’da üreticileri bir araya getirdiğimiz bir topluluk oluşturuyoruz. Sen de katıl!

SİZDEN GELENLER
ÖĞRETİCİ İÇERİKLER
YARIŞMALAR
KATILMAK İSTİYORUM
Kaynaklar

Bu içerik için kaynak belirtilmemiş.

Bu yazıya yorum yap.

Önerilen Ürünler

Önerilen Ürünler

No items found.

Önerilen Ürünler

Önerilen Ürünler

No items found.

Bunu okuyanlar bunları da okudu...

PAYLAŞ
PAYLAŞ