profil resmi
Serkan Sezen
Ziraat Mühendisi, Konya

İç Anadolu'da Toprak Islahı İçin Soya Tarımı

2 Dakikalık Okuma
3 Kasım 2020 Salı
Yaş Meyve, Sebze
Soya fasulyesi
Özet
Zengin oranda besin maddeleri içeren soya tohumları, itibariyle beslenme ve endüstride önemli bir yeri olduğundan birçok ülkede yetiştirilmektedir.
0
Paylaş

Merhaba, Türkiye’de tarımın sürdürülebilirliği tartışılırken ekonomik katkısı oldukça yüksek olan ve 35 yıl önce ikinci ürün projesi ile canlanan soya fasulyesi üretimi, dışarıya bağlı olduğumuz bir ürün haline geldi. İç Anadolu Bölgesinde başlatılacak bir proje ile mera alanlarının tarıma açılmasının verdiği destek ile Soya tarımının eski günleri yakalayacağı kanaatindeyim.

Soya fasulyesi, bugün dünyanın en önemli bitkisel protein ve yağ kaynağı haline gelen önemli bir tarımsal ürünüdür. Bu durumu sağlayan en önemli unsur, süreklilik gösteren bir ıslah döngüsü içerisinde, mevcut genotiplerin genetiksel açıdan iyileştirilmesidir.

Soya fasulyesinin anavatanı Çin ve Mançurya’dır. Dünyada en çok soya fasulyesi yetiştiren ülkeler sırası ile ABD, Çin, Rusya, Brezilya, Endonezya, Kore, Japonya ve Kanada’dır. Ülkemizde 1950’li yıllarda başlanılan soya üretimi, Karadeniz ve Akdeniz Bölgeleri’nde yoğunlaşmıştır. Soya üretimi her ne kadar 1982 yılında ülke çapında ikinci ürün projesinin başlatılması ile çok hızlı bir artış göstermişse de, 1987 yılında yıllık 250 bin ton soya üretiminden hızla gerileyerek 2005 yılında da 29 bin ton olarak gerçekleştirilmiştir.

Soya, bitki gelişimi, verim ve kalite açısından ekolojik koşullara tepkisi oldukça yüksek olan kültür bitkilerindendir ve genel olarak 729 mm yağış altında ve 3600 ºC toplam ısı ihtiyacı olan %71-74 nem içeriğinde yetişen bir bitkidir. Hemen hemen her çeşit toprakta yetiştirilmektedir. Fakat verimli, killi veya kumlu–killi yumuşak topraklarda en iyi netice alınmaktadır.

Soya bir baklagil bitkisi olması sebebi ile ihtiyacı olan azotu köklerinde yaşayan Bradyrhizobium japonicum bakterisi sayesinde, havanın serbest azotunu toprağa bağlamak suretiyle karşılamaktadır. Bu şekilde, hem kendisinden sonra ekilecek bitkiye azotça zengin bir ortam bırakmakta, hem de kendi ihtiyacı olan azotu karşılamaktadır. Bu sayede daha az azotlu gübre kullanılmaktadır.

İlgili Ürünler

Bu nedenle, bitkilerin azot gereksinimlerini karşılamak için toprağın azot miktarını artırmada önemli rolü olan baklagillerin ekim nöbetine konulması çiftçimizin bu konuda bilinçlendirilmesi çok çok önemli, özellikle son dönemlerde “Siz gübre fiyatlarının farkında mısınız?” sorularının arttığı bir dönemde bu tür münavebeli tarım için soya fasulyesi isabetli seçim olacaktır. Üstüne üstlük kullanılan mineral azot gübrelerinin bir kısmı yıkanma yoluyla, bir kısmı denitrifikasyon yoluyla topraktan uzaklaştığı için, kullanılan gübrelerden optimal şekilde bitkinin yararlanması mümkün olmamaktadır. Azotlu gübre kullanımı sonucu, verimdeki yüksek oranda artışla birlikte, fazla azotlu gübrelerin ve azotlu atıkların taban suyuna ve içme suyuna karışması yoluyla ortaya çıkan sorunlar, çevre kirliliğinin en büyük müsebbiplerinden birisidir.

Özellikle aşırı nitrat gübrelemesi durumunda toprakta nitrat formunda bulunan azot, sebzeler tarafından alınarak sebzede ve insan bünyesinde nitrit formuna indirgenmek suretiyle kandaki hemoglobinin methemoglobine (Hemoglobin molekülünün anormal formlarından biridir, demirin ferröz formdan (Fe2+), ferrikforma (Fe3+) oksidasyonu ile oluşur.) dönüşümüne neden olmakta ve böylece kanda oksijen taşınmasını engellemektedir. Nitratın, nitrit ve diğer bazı bileşiklerin insan ve hayvanlarda sindirim sistemlerinde nitro enzimlere dönüşerek kansorejen etkilerde bulunduğu bilinmektedir.

Sonuç olarak, tarımın yok olmasını önleyecek olan bilinçli ve sürdürülebilir bir tarım olduğuna göre zaman kaybetmeden İç Anadolu’da acil toprak ıslahı çalışmalarına başlanmalı ve soya tarımının bunun bir yolu olduğu da unutulmamalıdır.

Soya fasulyesi
Soya fasulyesi
Kaynaklar

Serkan Sezen