hortiturkey
Baş Editör

Pamuk Yetiştiriciliği ve Yetiştirme Koşulları [Detaylı Rehber]

Açık Arazi
6 gün önce
Pamuk Yetiştiriciliği ve Yetiştirme Koşulları [Detaylı Rehber]
Özet
Pamuk yetiştirme koşulları ve teknikleri nelerdir? Pamukta sık görülen hastalıklar hangileridir? Pamukta gübreleme ve sulama nasıl yapılır? Pamuk yetiştiriciliği hakkında öğrenmek istediğiniz her şey bu rehberde.
Bölüm 1

Pamuk Bitkisi ve Çeşitleri

Pamuk bitkisi hangi familyadandır? Pamuğun bitkisel özellikleri nelerdir? Pamuğun ana vatanı neresidir?

Ebegümecigiller familyasına ait tropik ve çok yıllık bir bitki olan pamuk bitkisinin anavatanı Hindistan olup  Latince bilinen adı Gossypium Hirsitum dur. Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir. 7000 yıl öncesine kadar dayanan pamuğun Hindistan ve Çin bölgesinde çeşitli türlerinin yetiştiriciliğinin yapıldığı da bilinmektedir.

Türüne göre 60 ile 120 cm arasında olabilen pamuk, ağaç halinde 5-6 metre boylarına ulaşabilir. Pamuğun 30-100 cm derinliğe ve 60 – 80 cm kadar yanlara uzanan kazık köklerine sahip olduğu bilinmektedir. 

Koşulların uygun olması halinde boyu 1.5 metreye kadar ulaşabilen kökleri bulunan pamuğun özellikle Afrika’da çok yıllık ağaç şeklinde olan çeşitleri de mevcuttur. Gövdesi dik, tüylü ve dallanmış olan pamuğun yaprakları da uzun saplı ve parçalıdır. Pamuk meyvesi olgunluk döneminde bazı durumlarda açılıp bazı durumlarda kapalı kalan ve göz sayısı 5’e kadar çıkabilen bir kapsül olarak tarif edilebilir. 

Pamuk1 Min

Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.

Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G. Tomentosum L. türleri bulunur.

Pamuğun Bitkisel Özellikleri

  • Kök
  • Sap ve dallar
  • Yaprak
  • Çiçek
  • Koza
  • Tohum ve lif

olmak üzere 5 başlık altında toplayabiliriz.

Pamukta Kök

Pamuk, derin bir kazık kök sistemine sahiptir. Fideler 20-25 cm uzunluğa eriştiklerinde kökler 1-1.5 m derinliğe; olgunlaşma ile birlikte 3 m derinliğe kadar ulaşabilir. Kazık kökün büyüme noktasının yaklaşık 12 cm altından yan kökler çıkar.

Yan köklerin büyüme noktasının yaklaşık 5 cm altından da emici kökler gelişir. Topraktan su ve besin maddelerini emici köklerle alır. Kök sisteminin yoğunlaştığı bölge, genellikle toprağın 30-40 cm’lik derinliğidir.

Pamuk Kök Min

Pamukta Sap ve Dallar

Çimlenen pamuk bitkisinde, tepe tomurcuğunun dikine büyümesi ile sap uzamaya başlar. Sap uzunluğu, türe, çeşide, yetiştirme tekniğine ve çevre koşullarına göre değişir. 

  • G. hirsutum pamuklar daha kısa (80-100 cm),
  • G. arboreum ve barbadense daha uzundur (>100 cm)

Yetişme süresi boyunca yapılan ekim sıklığı, sulama, gübreleme vb kültürel işlemler, sıcaklık, nem vb çevresel faktörler bitki boyunu önemli derecede etkilemektedir.

Pamuk Dal Min

Pamuk sapı boğum ve boğum aralarından oluşmuştur. Bu boğumlardaki yaprak altı tomurcuklardan yan dallar çıkar. Her bir yaprağın koltuğunda iki tomurcuk bulunmaktadır. Bu tomurcuklardan birisi merkezi durumda olup, asıl koltuk tomurcuğu; diğeri ise bunun biraz yanında olup yan koltuk tomurcuğu adını alır. Bu tomurcuklardan birisi, nadiren ikisi dal meydana getirir, bazen de hiçbiri gelişemez.

Merkezi tomurcuğun gelişmesinden odun dalları; yan tomurcuğun gelişmesinden de meyve dalları oluşur.

Bütün pamuklarda genellikle;

  • Ana sapın alt kısmında bulunan tomurcuklarından odun,
  • Üst kısımda bulunanlardan ise meyve dalları oluşur.

Normal olarak ilk meyve dalı 6-8. boğumlarda oluşur. İlk meyve dalının çenek yapraklara yakınlığı, erkencilik kriteri olarak kabul edilmektedir.

Odun Dal Min

Pamuk bitkisinde odun dalları uzun, kalın ve bol yapraklıdır. Bu dallar yapısal olarak ana sapa benzer ve üzerlerinde ikincil odun veya meyve dalları oluşturabilir. Odun dalları ana sapın toprağa yakın boğumlarında oluşur ve dik bir şekilde gelişme gösterirler. Odun dalı sayısı çeşide ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak 0-4 arasında olmakla birlikte, nadiren 6- 8’e ulaşabilmektedir.

Meyve dalları, yatay yönde ve yan tomurcuktan meydana geldiği için zigzaklı bir gelişme göstermekte olup az yapraklıdır. Bir meyve dalının her boğumu üzerinde birbirinden ayrı iki tomurcuk bulunur. Bunlardan birisi yaprak diğeri de çiçek tomurcuğudur.

Meyve dalları odun dallarına kıyasla daha kısa ve cılız olmalarına rağmen daha hızlı büyürler ve üzerlerinde 3-9 boğum oluşur. Meyve dalı sayısı türlere, çeşitlere, yetiştirme ve çevre şartlarına bağlı olarak 10-20 arasında değişmektedir.

Pamuk bitkisinde bitki tipi genetik bir özellik olup, gövdeden çıkan odun ve meyve dallarının durumuna göre bitki tipleri

  • Açık

Bitkinin alt kısımlarında uzun odun dalları, üst kısmında da kısa meyve dalları bulunan ve odun dalı sayısı fazla olan bitkilere açık veya yaygın (konik, piramit) bitkiler denir.

  • Kapalı 

Boğum araları ve meyve dalları kısa, odun dalı ise 1 veya 2 adet olan bitkiler.

  • Silindirik

Meyve dalları üste kadar pek uzunluk farkı göstermeyen bitkilerdir.

Pamuk Dallar Min

Pamukta Yaprak

Pamuk bitkisi ilk toprak yüzeyine çıktığında iki adet kotiledon yaprak bulunur. Daha sonra ilk gerçek yapraklar oluşur. Yaprakların rengi, şekli, büyüklüğü ve tüylülüğü, tür ve çeşitlere göre değişiklik gösterir.

Yapraklar genellikle 3-5 parçalı olup, derin veya yüzlek yırtmaçlıdır. Renkleri açık-koyu yeşil veya antosiyanin pigmentlerinden dolayı kırmızı renkli olabilir. Gelişmenin ilk dönemlerinde görülen açık yeşil renk, olgunlaşmaya doğru koyulaşmaktadır.

Yaprak Min

Yaprak tüylülüğü kalıtsal bir özelliktir. G. barbedense ve G. hebaceum türüne ait pamuk yaprakları seyrek tüylü veya tüysüzken; G. hirsutum türünde genellikle tüylüdür.

Yaprağın alt yüzeyinde, genellikle 3-5 ana damar bulunur. Bunlardan çıkan yan damarlar, yaprağı bir ağ gibi kaplamaktadır. Ana damarlar üzerinde, nektar olarak bilinen dış bezeler (gland) bulunur ve bunlar tatlımsı bir sıvı çıkarırlar.

Dış bezeler ayrıca çanak yaprakların iç yüzeyinin tabana yakın yerlerinde, çanak yaprakların dışında ve çiçek saplarında bulunur. Yapraklar ana gövde ve yan dallar üzerinde dipten uca doğru belirli bir düzen içerisinde dizilmişlerdir.

Farklı Yapraklar Min

Pamukta Çiçek

Pamukta meyve dalı üzerinde bulunan boğumlarda bir yaprak bir de çiçek tomurcuğu bulunmaktadır. Çiçek tomurcukları meydana geldiği ilk anda genellikle yeşil renkli, piramit şeklinde gözükürler. Çiçek tomurcuğunun bu durumuna tarak adı verilir. Tarakların görülebilir bir duruma dönüşebilmesi için ekimden sonra 30- 45 gün geçmesi gerekmektedir.

Pamuk Çiçek Min

Her bir tarak, dışta üç adet üçgen şeklinde yaprak ile, içte çiçek tomurcuğundan oluşur. Dışta bulunan yapraklara dış çanak yaprağı veya brakte yapraklar adı verilir.

Brakte yaprakların kenarları dişli, dış yüzeyleri bazen hafif tüylü, iç yüzeyleri ise tüysüzdür. Brakteler, çiçek tomurcuğunun üzerini ve daha sonra oluşan kozaları tamamen örterek onları olumsuz çevre koşullarından korurlar. Küçük, ensiz ve bükük olup, kozayı örtmeyen braktelere frego brakte adı verilmektedir.

Bir pamuk bitkisinin çiçeği;

  • Dışta üç adet brakte
  • Braktelerin içinde 5 adet asıl çanak yaprak (kaliks-sepal)
  • İçte 5 adet taç yaprak (korollo-petal)
  • 1 adet dişi organ (pistil) 
  • Erkek organlardan (stamenler) oluşur.

Dişi organ (pistil), çiçek dibinde yer alan ve 3-5 gözden (karpel, çenet) oluşan konik biçimli yumurtalık, dişicik borusu (stil), çenet sayısına eşit sayıda parçalara ayrılmış bulunan tepecikten (stigma) oluşur.

Her çenet, ortadan yalancı bir bölme ile ikiye ayrılmıştır. Pamuk tohumları bu çenetlerde gelişir. Her çenette 5-15, ortalama 8-10 tohum bulunur.

Çiçek Min

Erkek organlar, sapçık (flament) ve başcıktan (anter) oluşmuştur. Flamentler, dişicik borusu etrafına oluşturdukları bir boru ( staminal boru) üzerinde, 10 sıra halinde dizilmişlerdir.

Erkek organların sayıları 90-100’e kadar çıkabilmektedir. Anterler tek torbalı (teka) olup, içlerindeki çiçek tozları (polen) oldukça büyüktür. Çiçek tozları rüzgarla taşınamayacak kadar ağır, yapışkan ve sarı renklidir. Pamukta genellikle kendine döllenir.

Pamukta Çiçeklenme

Pamuk bitkisinde çiçeklenme alttan ve içten başlayıp, bitkinin genel büyümesini izleyerek yukarı ve dışa doğru devam eder. İlk açan çiçek en alt dalın, gövdeye en yakın boğumunda oluşur. Bundan sonra, yukarıya doğru 2. ve 3. meyve dallarının ilk boğumları; daha sonra da meydana geliş sırasına göre 1. ve 2. meyve dallarının 2. boğumlarının ardından 3. meyve dalının 2. boğumu ile 4. meyve dalının 1. boğumu çiçeklenir. Pamuk bitkisinde ilk çiçek açtıktan yaklaşık bir ay sonra çiçeklenme doruğa ulaşır.

Çiçeklenme Min

Bir meyve dalında, birbirini izleyen iki çiçeğin açılmaları arasında 6 günlük bir zaman farkı vardır. Buna yatay çiçeklenme aralığı (uzun zaman aralığı) denir.

Birbirini izleyen iki meyve dalının, aynı boğumundan oluşan çiçeklerin açılması arasındaki zaman farkı ise 3 gündür. Buna da dikey çiçeklenme aralığı (kısa zaman aralığı) denir. Pamuk bitkisinde ilk çiçek açımı, ekimden yaklaşık 65-70 gün sonra görülür.

Pamuk çiçekleri ilk açıldığında, taç yapraklar beyaz veya sarı renklidir. Döllenmenin tamamlanmasından sonra taç yapraklar önce kızarır, arkasından kuruyarak dökülürler.

Pamukta Koza

Döllenmeden sonra yumurtalık gelişerek kozayı (meyve) oluşturur. Pamuk kozalarına, yeşil haldeyken elma ismi de verilmektedir. Kozalar hızla büyüyerek, döllenmeden yaklaşık 20-25 gün sonra tam büyüklüklerine kavuşurlar.

Koza Min

Kozalar olgunlaştığında, çenetlerin birleşme yerlerinden çatlar ve lülelerden oluşan beyaz kütlü dışarı çıkar. Uygun koşulları altında kozalar hızla açılır ve pamuk kütlüleri 3-4 günlük bir süre içerisinde kabarıp, kurur.

Lüle sayısı, çenet sayısına eşit olup, G. hirsutum türünde 4-5, diğer türlerde 3, bazen de 4 adettir. Lüle içerisinde tohumlar iki sıra halinde dizilmişlerdir. Koza ağırlığı, tür ve çeşitlere bağlı olarak 4-11 g arasında değişir. Çenetleri ayrılmış kütlü de ise ağırlık 3-8 g arasında değişir.

Çenet açılımına göre kozalar;

  • Açık (G. hirsutum ve G. barbedense)
  • Yarı açık ve
  • Kapalı (G. herbaceum) olmak üzere 3 tiptir.

Pamukta Tohum ve Lifler

Çiçeğin döllenmesinden sonra, yumurtalık gelişerek tohumu oluşturur. Yumurtalık hücresinin dış zarı, tohum kabuğunu oluşturur. Tohum kabuğunun üzerinde bulunan epidermis hücrelerinin dışa doğru uzamasıyla, beyaz veya krem renkli, kalınlaşmış uzun lifler (lint) ile tohum kabuğuna sıkıca sarılan, genellikle beyaz bazen ise renkli kısa lifler (hav) oluşur.

Bazı çeşitlerin tohumları havsızdır. Tohum ve lifin ikisine birden kütlü pamuk adı verilmektedir.

Pamuk tohumları, genellikle yumurta veya armut biçiminde olup,

  • Mikropil,
  • Orta ve,
  • Şalaza kısımlarından oluşur.

Mikropil bölgesi, tohumun uç kısmı olup sivri ve serttir. Bir miktar hav bulunur. Şalaza kısmı, tohumun küt kısmı olup, yumuşak ve süngerimsi bir dokudan oluşur. Hav yoktur.

Tohum çimlenmesi için gerekli nemi bu şalaza bölgesinden alır. 100 tohum ağırlığı 8-12 g arasındadır.

Seed Min

Bölüm 2

Pamuk Yetiştirme Koşulları

Pamuk hangi topraklarda yetiştirilir? Pamuk için en uygun sıcaklık nedir? Pamuk için güneşlenme süresi nedir?

  • 20°C-25°C
    Optimum Sıcaklık
  • 18 °C
    Minimum Sıcaklık (Gelişim)
  • 15 °C
    Minimum Sıcaklık (Yaşam)
  • 37 °C+
    Maksimum Sıcaklık

Pamuk Bitkisi İçin Sıcaklıklar Nasıl Olmalıdır?

Pamuk esas itibariyle sıcak iklim bitkisidir. Bir yerde pamuğun yetişebilmesi için 180-200 günlük donsuz bir mevsime sahip olması gerekir.

Yıllık ortalama sıcaklığı 15.6 °C, yetişme mevsimi ortalama sıcaklığı 20 °C ve üzerinde olan yerler pamuk üretimi için uygundur. Pamuk tohumlarının çimlenebilmesi için toprak sıcaklığının en az 13-15 °C olması gerekir.

Toprak yüzeyine çıkışı izleyen ilk büyüme döneminde, 20 °C’lik ortalama sıcaklık isteyen pamuk bitkisinin, çiçeklenme ve hızlı büyüme döneminde sıcaklık isteği 25 °C’ye yükselir.

Kozaların erme dönemine girmesiyle sıcaklık isteği tekrar azalarak 20 °C civarına, hasat döneminde ise tekrar 15 °C’ye iner. Bu dönemde sıcaklığın fazla düşmesi, kozaların açılmamasına neden olabilir.

Cotton Field Min

 

Güneşlenme, pamuk bitkisinin özellikle erken gelişme ve tam çiçeklenme döneminde, düzenli gelişimi için çok önemlidir. Yeterli güneşlenme olmadığında koza gelişimi ve olgunlaşması gecikmektedir.

Pamuk tarımı yapılan yerlerde ortalama güneşli gün sayısının %60 ve üzerinde olması gerekir. Tek yıllık olarak yetişen ticari pamuk çeşitleri, gün uzunluğuna karşı duyarsızdır. Pamuk bitkisi, doğasındaki sınırsız büyüme özelliği ve gün uzunluğuna karşı duyarsızlığı nedeniyle, uygun sıcaklıkları bulduğu sürece, bütün bir yaz mevsimi boyunca çiçek açar.

Güneşlenme Min

  • 6.6-7.5 pH
    pH Seviyesi
  • İyi
    Drenaj
  • Orta bünyeli, tınlı, alüvyonlu ve organik maddece zengin
    Toprak Tipi

Pamukta Toprak İsteği Nasıldır?

Pamuk, toprak yönünden çok seçici bir bitki değildir. Derinlere inebilen (1.5-3 m) kök sistemi sayesinde topraktaki nemi kolaylıkla alabilmektedir. Bu nedenle, kök gelişimine olanak sağlayacak şekilde derin profilli topraklarda iyi gelişme gösterir.

En iyi gelişim, orta bünyeli, tınlı, alüvyonlu ve organik maddece zengin topraklarda iyi gelişir. Pamuk sıcak bölgelerde ve sulanarak yetiştirildiği için genellikle toprakta mikrobiyolojik aktivite fazla olmakta, bunun sonucunda pamuk tarlalarında organik madde içeriği düşmektedir. Bu nedenle yeşil gübre, hayvan gübresi gibi organik madde takviyesi olumlu sonuç vermektedir.

En iyi gelişimi 6.6-7.5 pH derecesinde göstermektedir. Tuza toleranslı bir bitkidir. Ancak 5.7 mmhos/cm’nin üzerindeki tuz yoğunluğunda bitki gelişimi gerilemektedir.

Topral Min

Bölüm 3

Pamuk Yetiştirme Teknikleri

Pamuk ekim öncesi toprak hazırlığı nasıl yapılır? Pamukta ekim nöbeti neden önemlidir? Pamukta ekim işlemi yapılırken nelere dikkat etmek gerekir? Pamukta gübreleme ve sulama nasıl olur?

Pamukta Ekim Nöbeti

Pamuğun, mısır, sorgum gibi buğdaygiller ile ekim nöbetine girmesi toprak kökenli (Phytium sp. ve Rhizoctonia sp. vb) fungusların, topraktaki bulaşıklık seviyesini önemli düzeyde azaltmaktadır.

Ekim nöbeti uygulaması ile yabancı ot mücadelesi daha iyi yapılabilmektedir. Pamuk kazık köklü bir bitki olduğu için, buğdaygiller gibi saçak köklü bitkiler, ekim nöbetine sokulduklarında toprak sıkışıklığını azaltabilir; baklagiller ile ek azot artışı sağlanabilir; mısır ile toprağın organik madde içeriği artırılabilir.

Pamukta Dikim Öncesi Toprak Hazırlığı

Tarlanın pamuk ekimine hazırlanması sürecinde ilk yapılacak işlemler tarla temizliği ve toprak altı işlemesidir. Uzun yıllar pamuk yetiştirilen topraklarda zamanla pulluk altı yada taban taşı denilen sert bir tabaka oluşur. Bu tabaka bitki köklerinin gelişmesine engel olacağı için kırılması gerekir. Bu iş için Subsoiler adı verilen aletler kullanılır. Bu aletle toprağın üst yapısı bozulmadan toprak 90 cm derinliğe kadar işlenir. Bu işlemi sonbahar ve kış sürümleri ile tohum yatağının hazırlanması işlemleri izler.

Eğer pamuktan sonra yeniden pamuk ekilecekse sonbahar aylarında saplar kesilip toprak 20-25 cm derinliğinde sürülmelidir. Tarla otlu ve toprak tavı da uygun ise kış aylarında sürüm işleminin tekrarlanması yararlıdır. Eğer tahıldan sonra pamuk ekilecekse hasadın ardından toprak tavlı iken hemen sürülmelidir. Pamuk tarımında son sürüm tohum yatağını hazırlamak için yapılan ilkbahar sürümüdür. Bu sürümde 15 cm derinlik genellikle yeterlidir.

Toprak Hazırlığı Min

Pamukta Tohum Yatağı Nasıl Hazırlanır?

Ön bitki pamuk ise toprak işlemesine “çubuk kesme” ile başlanır. Sap kesiminden sonra toprak pullukla 20-30 cm derinden sürülür. Kışa doğru tarlanın otlanması halinde, tav durumu uygun ise ikileme yapılabilir. Tav durumu uygun değilse bu işlem ilkbahara bırakılır.

Sonbaharda yapılan işlemlerden sonra, toprak bu şekilde ilkbahara kadar bırakılır. İlkbaharda, oluşan yabancı otların yok edilmesi, toprağın kabartılarak havalandırılmasını, ısınmasını ve fazla nemin giderilmesini sağlamak için toprak goble-disk, diskaro, kültüvatör veya kazayağı ile işlenir.

Tarladaki otlanma çok yoğunsa, ikinci bir sürüm yapılabilir. Tohum yatağı hazırlığına, hedeflenen ekim tarihinden yaklaşık 10 gün önce başlamak gerekir. Ekim öncesi toprağın merdane ile bastırılması gerekir.

Pamukta Ekim

Pamuk ekimi için on don riskinin geçmiş olması gerekir.  5 cm derinliğindeki toprak sıcaklığının 15 °C’yi bulması gerekir. Erken fide gelişim döneminde düşük sıcaklık riskinin olmaması gerekir.

Ülkemizde pamuk ekimi;

  • Çukurova bölgesinde Mart sonu-Nisan ortası,
  • Ege, Antalya ve GAP bölgesinde Nisan sonu-Mayıs başı dönemlerinde yapılır.

Pamuk ekimi;

  • Mibzerle sıraya,
  • Sırta
  • Karık içerisine olmak üzere üç şekilde yapılır.

Ekim Min

Ülkemizde yaygın olarak mibzerle sıraya ekim yapılmaktadır. Çok su tutan, çok tuzlu ve çorak, çok hafif veya yüzlek topraklarda sırta ekim yapmak gerekir.

Sırta ekim ekim sonrasında yağmur yağması durumunda kaymak tabakasının oluşumunu ve su göllenmesine bağlı çıkış eksikliğinin azaltılmasında etkili olur. Ayrıca, toprağın daha çabuk ısınmasını sağlayarak, çıkışın erken olmasını sağlar.

Pamuk ekim derinliği,

  • Ekim zamanına 
  • Toprak yapısına
  • Topraktaki nem derinliğine
  • Sıcaklığa bağlı olarak değişir.

Pamuk yetiştirilen çoğu yer için 2.5-4 cm ekim derinliği yeterlidir.

Pamuk ekim sıklığı,

  • Çeşidin morfolojik özelliklerine,
  • Toprağın verimlilik durumuna,
  • Ekim zamanına,
  • Yetiştirme yöntemine göre değişmektedir.

Ülkemizde pamuk üretiminde genellikle 70-76 cm sıra arası mesafesi kullanılmakta; sıra üzeri mesafesi ise 14-20 cm arasında değişmektedir.

Pamukta Gübreleme Nasıl Yapılır?

Pamuk bitkisi topraktan fazla besin maddesi kaldıran bir bitki değildir. Bitki topraktan birinci derece besin maddeleri olan N, P, Ka (Azot, fosfor, potas) yanında ikinci derece besin maddeleri olan kalsiyum, magnezyum, kükürt ve sodyum ile minor elementler adı verilen bor, demir, mangenez, çinko, kurşun gibi besin maddeleri kaldırır.

Azotlu gübreler bitkinin vegetatif gelişmesini (dal ve yaprak ) sağlar. Fosforlu gübreler çiçek ve koza sayısının artmasına koza iriliğine ve erken olgunlaşmasına etki eder. Potaslı gübreler ise; azotlu gübreler kadar olmasada bitkinin vegetatif gelişmesini hızlandırır ve çiçeklenme dönemini uzatır. Fazla uygulanan potas pamukta olgunlaşmayı geciktirir.

Pamuk tarımında kullanılacak gübre miktarı iklim ve toprak koşullarının yanısıra sulamaya, pamuk çeşidine göre değişir. 

Gübreleme Min

Pamuk için en uygun azot miktarları;

  • Ege bölgesi koşullarında 10-11 kg/da,
  • Antalya koşullarında 12-16 kg/da,
  • Çukurova koşullarında 12 kg/da
  • Harran Ovası koşullarında 13 kg/da civarında olduğu belirlenmiştir.

Pamuk tarımında fosforlu gübreleme toprak analizine göre yapılmalı, ve bu analizlerde dekara 5 kg’ın altında forfor tespit edildiğinde 5 kg/da fosfor uygulanmalıdır

Potasyum pamuk için çok önemli bir elementtir.

Potasyum eksikliğinde yapraklarda kahverengileşmeler ve kurumalar olur. Potasyum eksikliğinin pamukta Verticillum gibi solgunluk etmenlerinin baskısını artırdığı tespit edilmiştir.

Potasyum eksikliğinde bitkiler zamanında erken hasada gelmekte, sonuçta verim ve kalite önemli ölçüde azalmaktadır. Uluslar arası Potas Enstitüsü, toprakta 25 kg/da potasyum bulunduğunda gübrelemeye gerek olmadığını bildirmektedir.

Menemen Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsünde yapılan bir çalışmada ise gübreleme yapmadan yetiştirilebilmesi için toprakta 30-35 kg potasyum olması gerektiği belirlenmiştir. Bu verilere göre toprak analizlerinde, topraktaki potasyum miktarının ortalama 30 kg’ın altında olduğunda aradaki farkın gübrelemeyle giderilmesi gerekir.

Pamukta Sulama

Pamuktan adedi bol ve verimi yüksek bir hasat sağlanabilmesi için sulamanın doğru şekilde ve çok dikkatli bir biçimde yapılması elzemdir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de bitkinin ve toprağın özelliklerini çok iyi bilmek; sulama aralığı, sulama zamanı, sulamada verilecek su miktarı ve sulama yöntemi gibi noktalarda kesinlikle tereddütte olmamak gerekmektedir. 

Bitkinin 180 santimetreye kadar inebildiğinin ancak kök gelişiminin 20 – 60 cm derinlikteki toprak tabakasında gerçekleştiğinin bilinmesi doğru sulama yönteminin bulunması için aklımızda tutmamız gereken ilk bilgi olarak karşımıza çıkıyor. Buna bağlı olarak pamuğun yıl boyu ihtiyaç duyduğu suyun %60’ını 60 cm’lik kısımdan aldığını da bilmemiz gerekir. Bu yüzden ilk devrelerde verilecek su miktarının az olup, verilen su miktarının zamanla ve kademe kademe artış göstermesi en sağlıklı olanıdır. 

Bu noktada sulamanın erken yapılması pamuğun gelişimini engelleyip tarak ve çiçek oluşumunu azaltacağı gibi geç yapılması da bitki gelişimini durdurur. Bu durumda doğru sulama zamanını tespit edebilmek çok önemlidir. Bu tespit de bitkinin görünümüne bakılarak yapılabilir. Gelişimin yavaşlaması ve olgun yaprakların kirli açık yeşil bir hal almasının yanı sıra yaprak ısısının artıp çiçek adedinin azalması ve yapraklardaki pörsümenin sabah saatlerinde de gözlemlenebilmeye başlamasıyla sulama zamanının geldiğini anlayabilirsiniz. 

İlk sulama bölgenize de bağlı olarak mümkün olduğunca geciktirilmeli ve ekimden 40-45 gün kadar sonra yapılmalıdır. Bu da genellikle haziran ayı başına denk gelir. Bunun yanında kozaların olgunlaşma döneminde yapılacak sulamalara da oldukça dikkat etmek gerekir. Bu sulamalar abartısız ve sadece kozanın beslenmesini sağlayacak ölçüde olmalıdır. 

Pamuk bitkisinin sulamasına kozalarının %10’u açtığında artık devam etmemek gerekmektedir. Bu da genel olarak aşağı yukarı eylül ayı başlarına tekabül etmektedir. Pamuk sulamasında toprağın doyurulması gereken alanı ilk 90 santimetrelik alandır. 

Sulama

Pamuk bitkisinin su ihtiyacı 400 ila 600 mm’dir. Pamuk yetiştirilen ülkelerde (bölgelerde) yıllık yağış miktarı genellikle yetersiz olduğundan, pamuk bitkisinin iyi gelişmesi için gereken su miktarı sulama yoluyla verilmelidir.

Sulama pamuk üretiminde verimi etkileyen faktörlerin başında gelir. Sulama zamanı ve verilecek su miktarı bitkinin su isteği belirtilerine ve topraktaki nem durumuna bakarak saptanır.

Sulama aralığı ve sulama sayısı, yetiştirilen pamuk çeşidine, toprak özelliklerine, taban suyu yüksekliğine, yağış miktarı ve dağılımına, vegetasyon dönemindeki sıcaklık ve havanın bağıl nemine bağlı olarak değişir.

Ülkemizde yetiştirilen çeşitlerin orta bünyeli topraklarda ve normal iklim koşullarında genellikle 15-20 gün aralıklarla 4-5 kez sulanması uygundur. Sulama yöntemi olarak salma sulama, alttan sızdırma ve yağmurlama sulama yöntemleri kullanılabilir.

Bölüm 4

Pamukta Zirai Mücadele Yöntemleri

Pamukta en çok görülen hastalıklar nelerdir? Pamuk hastalıkları nasıl tedavi edilebilir? Pamuğun bilinen zararlıları hangileridir? Pamuk zararlılarıyla nasıl mücadele edilir?

Pamuk zirai mücadelelerine aşağıdan ulaşabilirisiniz.

Bölüm 5

Pamukta Hasat ve Depolama

Pamuk ne zaman hasat edilir? Hasat esnasında nelere dikkat etmek gerekir? Pamuk depolanırken nelere dikkat edilmelidir?

  • 150 gün
    Erken Dönem Hasat
  • 170 gün
    Orta Dönem Hasat
  • 190 gün
    Geç Dönem Hasat

Pamukta Hasat Nasıl Olur?

Pamukta kozalar alttan yukarıya ve merkezden çevreye doğru süren bir olgunlaşma seyri izler. En alt dalın ilk kozası ile en üst dalın en son kozasının açması arasında 50- 70 gün, hatta bazen 90 günlük bir zaman farkı vardır.

Tek bir meyve dalında bile kozaların açımı birkaç haftalık zamana yayılmaktadır. Olgunlaşan kozalar su kaybettikleri için büzüşmeye başlarlar. Büzüşen kozaların çenetleri, içini dolduran gelişmiş kütlünün basıncı ile birleşme yerlerinden çatlar.

Kapalı kozalarda, son kozanın da açılması beklenerek bir seferde hasat yapılır. Açık kozalı pamuklarda, kozaların en az %60’ının açtığı dönemde el ile ilk hasat yapılmakta, ardından diğer kozaların açılması ile ikinci ve (gerekirse) üçüncü kez hasat yapılmaktadır.

Hasat Min

Açık kozalı pamukların hasadında, her hasat “el” olarak da adlandırılmaktadır. Böylece “1. (ilk) el hasadı”, “2. el hasadı” gibi terimler kullanılmaktadır.

İlk elde toplanan kütlü, hem daha temiz, hem de lifleri daha uzun ve kopmaya karşı daha dayanıklıdır. Bu nedenle değişik ellerde hasat edilen kütlüler birbirleriyle karıştırılmamalıdır.

Pamuk hasadında dikkat edilmesi gereken en önemli konu, yaş ve çepelli toplamadan kaçınmaktır. Yağışlardan sonra toplama için mutlaka kütlünün bitki üzerinde kuruması beklenilmelidir.

Sabahın erken saatlerinde çiğ oluşmuşsa hasada çiğ kalktıktan sonra başlanılmalı veya toplanan pamuklar kuruduktan sonra çuvala basılmalıdır.

Ülkemizde pamuklar genellikle elle hasat edilmektedir. Ancak son yıllarda pamuk toplama makinelerinin kullanımı yaygınlaşmaktadır. ABD gibi pamuk tarımının yaygın olduğu gelişmiş ülkelerde hasat tamamen makine ile yapılmaktadır.

Elle Hasat Min

  • Yüksek
    Lojistik Dayanıklılık

Pamukta Depolama

Pamukta depolama, kütlü, tohum ve liflerin hasat dönemindeki canlılık ve kalitesini koruyacak şekilde, belli bir süre muhafaza edilmesidir. Görüldüğü gibi pamukta depolama; kütlü, lif (balya) ve tohum depolaması olarak farklı şekillerde yapılmaktadır.

Kütlü Depolaması

Kütlü depolamasında; deponun yapısı, nemi, sıcaklığı, kirliliği lif kalitesinde etkili olmaktadır. Özellikle, kütlünün depolama öncesi ve depolama süresince nem içeriği, kritik bir konudur. Yüksek nem içeriği kızışmaya, lif renginin bozulmasına, tohum çimlenme oranının düşmesine ve içten yanmaya neden olur.

Renk, depolanan kütlü pamuğun nem içeriğinden olumsuz yönde etkilenmektedir. Genel etki liflerin sararması şeklinde görülür. Liflerin sararmasında etkili iki faktör, nem içeriği ve depolama süresidir. Liflerin sararması, nem içeriğinin % 13–14 çıkması ile hızla yükselir. Ayrıca depolama süresinin uzaması ile de sararma artmaktadır.

Depolama Min

Hasada ve depo sıcaklığına bağlı olarak, %16 nemde 45 gün süreyle depolama sarılığı % 61–78 arttırmaktadır. 45 günlük depolama süresince, maksimum sıcaklıktaki her bir derecedeki artış sarılığı % 1.04 oranında arttırmaktadır.

Depolama öncesi, kütlü pamukların nem oranının bilinmesi gerekir. Nem oranı, pamuk numunesinin 105 °C’lik kurutma fırınında 6 saat süreyle bekletilmesi ile tespit edilebilir.

Fırına giren ve çıkan numuneler arasındaki ağırlık farkının, fırına giren miktara oranı nem oranıdır. Bununla birlikte, nem oranı nemölçerlerle de tespit edilebilir. Kütlü nemi % 12’nin üzerinde olduğu depolama süresi 10 günken, kütlü nemi %14’den yüksek olduğunda ise süre 3 güne inmektedir. Bu nedenle, kütlü pamuk depolamadan önce tohum nem oranının %10’nun altına düşürülmesi ve uzun süre depoda bekletilmeden çırçırlanması gerekir. 

Kütlü Nemi Güvenilir Süre
8-10 30
10-12 20
12-14 10
14-15 3

Tohum Depolaması

Tohumların, depolarda canlılıklarını devam ettirmeleri çeşitli faktörlerin etkisi altındadır. Tohumların depolanması potansiyellerini ve ömrünü etkileyen depo faktörleri, nispi nem ve sıcaklıktır. Pamuk tohumları, genellikle ya yığın ya da çuval veya başka paketler içerisinde depolanmaktadır. Pamuk tohumluk çuvalları, yatay olarak ve 5–6 çuval üst üste olmak üzere depolanmalıdır.

Lif (Balya) Depolaması

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından 08.10.2005 tarihli ve 25960 sayılı Resmi Gazete de “Pamuk Lisanslı Depo Yönetmeliği” yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu yönetmelik ile preselenmiş pamuk ürününün depolanması için yaygın bir sistem oluşturmak, ürün sahiplerinin mallarının emniyetini sağlamak amaç edilmiştir. Ürünlerin mülkiyetini temsil eden, satışını ve teslimini sağlayan, teminat olarak verilebilen ürün senedi çıkartmak ve standartları belirlenmiş pamuk ürününün ticaretini geliştirmek üzere, pamuk lisanslı depo işletmelerinin kurulması amaçlanmıştır.

Bu Yönetmeliğe konu pamukların depolanacağı lisanslı depoların;

  • Kapalı depo olması, ancak ihtiyaç duyulduğunda gerekli tedbir ve önlemler alınması ve hiçbir şekilde pamuğun nitelik ve kalitesi bozulmamak kaydıyla azami 10 günü geçmemek üzere geçici olarak sundurma veya açıkta depolama tesis ve alanın da bulunması,
  • Tabanlarının, pamuklara yabancı madde karışmasını ve kirlenmeyi önleyecek ve rutubeti geçirmeyecek, duvarları ile çatısının pamuğu her türlü hava etkisinden koruyacak şekil ve nitelikte olması, temiz tutulması,
  • Tabanlarının yerden en az 25 cm yüksekte beton veya aralıksız taş döşeli olması, depo dışındaki avlu ve açık alanında çamur veya su birikintisini önleyecek şekilde betonlanmış veya kaplanmış olması ve pamuğun taşınması, boşaltılması, yüklenmesi ve nakli için iş makine ve taşıma araçlarının kolayca çalışabileceği genişlikte olması, 
  • Lisanslı depo işletmesinin merkez ve şubelerindeki lisansa tabi toplam kapalı depo kapasitesinin asgari 15.000 ton, müstakil her bir ünitenin ya da şubenin kapalı depo kapasitesinin asgari 1.500 ton balya pamuk kapasitesine haiz olması,
  • Çeşitli grup, sınıf/derece ve tiplerdeki balyaların karışmasını, niteliklerinin bozulmasını, fazla basınç altında bulunmasını önleyecek önlemlerin alınmasına elverişli büyüklükte ve nitelikte olması,
  • Yeterli havalandırma sistemine sahip olması, · Yeterli yangın söndürme sistemine sahip bulunması, 
  • Özel muhafazalı elektrik sistemine sahip bulunması,
  • Depolama hizmetleri ve ihtiyaç duyulan diğer yan hizmetleri yerine getirebilecek uygun ve yeterli alet, ekipman ve cihazlarla donatılması, depoda ihtiyaç duyulan teknik donanım ile bunları kullanacak yeterli ve nitelikli personel istihdamının sağlanması, 
  • Ürününü lisanslı depolarda depolamak üzere kütlü pamuk olarak getirenlere çırçırlama ve preseleme hizmeti sağlanabilmesi amacıyla; lisanslı depo bünyesinde veya yakın civarında, uygun kapasite ve tipte çırçırlama ve presleme ünite ve tesislerinin bulunması ya da lisanslı depo işletmesinin bu hizmeti, başka çırçır ve prese fabrikalarıyla anlaşma yaparak sağlaması ve depolanmak istenen ürünü depolarına nakledecek gerekli altyapı ve nakil sistemini kurması, anlaşmalı olduğu çırçır ve prese fabrikalarını depoda kolayca görünebilecek şekilde teşhir etmesi, gereklidir. 

Depo2 Min

Bakanlık depolanacak ürünün sağlıklı muhafazasına yönelik olarak gerekli gördüğü diğer depo niteliklerini de, lisans koşulu olarak arayabilir veya uygulamaya koyabilir. Pamuk lisanslı depolarındaki balyalanmış pamukların depolanacağı lisanslı depo, lisanslı depo içindeki üniteler, üniteler içindeki bölümler, üzerlerinden çıkmayacak ve her numaranın kapsadığı alanı gösterecek şekilde numaralandırılır.

Lisanslı depoda depolanan pamuk için düzenlenen tartım makbuzu ve ürün senedinde belirtilecek olan ağırlıkları saptamada kullanılacak tartı alet ve cihazları ile kantarların, Bakanlıkça ilk muayene, periyodik muayene, ani muayene, şikayet muayenesi, stok muayenesi, kalibrasyon ve damgalama işlemleri ve denetimleri yapılır. Kontrol ve denetimlerde doğru tartım yapmadığı saptanan tartım araç ve kantarları, bunların düzeldiği saptanıncaya kadar kullanılamaz. Tartım ve tartım makbuzunun doğru ve usulüne uygun yapılmasından, tartıcıyla birlikte lisanslı depo işleticisi ve yöneticisi de birlikte sorumlu olur.

Bölümler